Haber Detayı
10 Kasım 2021 - Çarşamba 15:55
 
Türk Kültürü ve Türk Yemekleri
ŞEHİR VE İNSAN Haberi


Tarih :

Alparslan komutasındaki Türkler 1071 yılında Malazgirt'ten Anadolu'ya girdikten 4 yıl sonra Alparslan'ın komutanlarından Yağıbasan komutan tarafından 1075 yılında o zamanki adıyla Çalıca Havalisi (Hendek) alınıyor ve Hendek (Handağ) Türklerin ilk yerleşim yerlerinden biri oluyor.

Türkistan Piri Hoca Ahmet Yesevi tarafından Anadolu'nun Türkleşmesi ve Müslümanlaşması için Türklerin ilk Yurtlarından biri olan Hendek (Handağ) ilçemize gönderilen Alperenlerden biri olan Şeyh İzzettin İsmail El Handaki (Handak'tan gelen ) kabristanı adı verilen Şeyhler Mahallesindedir.

Osmanlı Sultanlarından Orhan Gazi Şeyhler Mahallesini Şeyh İzzettin İsmail Hazretlerine , Osmanlı'nın ilk Vakıf Beratı ile vakfeylemiştir.

 

-Alplik ; Türklük , Erenlik ; Müslümanlık , Alperen ise Türk ve Müslüman anlamına gelmektedir.

-Handak ,Türkistan' da ki bir bölgenin adıdır ve ilçemizi kendilerine yurt yapan Türkler bu ismi vermişlerdir.

-Eski Türkçe de "ğ" yoktu , o sebeple Dağ , Dak olarak okunurdu.

-Handak (Handağ) isminin , eskiden bir ermeni köyü olan Kazimiye'li (Sök Köy) Sarkis Efendinin Hendeğin ilk Belediye Başkanı olmasından sonra dil uyumunu sağlamak için Handak yerine Hendek olarak değiştirildiği belirtilmektedir.

Kız isteme

Evlenmeler görücü usulü ile yapılırdı. Genelde erkek tarafının kadınları kızı düğün ve bayram gibi cemiyetlerde görürler ve beğenirler. Evin büyüğü ve reisi olan erkeğe durumu anlatırlar, evlenecek olan gence durum söylenir. Gençler ise birbirlerini çeşitli düğün ve cemiyetlerde uzaktan görme fırsatı bulurlardı.

Belirlenen günün akşamı erkeğin anne ve babası kız tarafına yakın bir kişiyi de yanlarına alarak kız evine giderler. Kahveler içildikten sonra “Allah’ın emri Peygamberin gavliyle” diyerek söze başlanır ve kız istenir. İlk gidişlerde kız misafirlere kesinlikle gösterilmez kız tarafının vermeye niyetleri yoksa, bir bahane uydurarak “Ta agası va sırada, nasibinizi başka yerden arayın” der ve bu şekilde niyetini söylerdi.

Kız verilmek isteniyorsa “Balta, ağacı bir vuruşta kesmez” diyerek, “siz bizi sormuş öğrenmiş beğenmişsiniz, biz de sizi soralım öğrenelim” diyerek açık kapı bırakırlar ve kızevi naz evini hatırlatırlardı.

İkinci gidiş bir hafta sonradır. Erkek tarafı giderken bir hediye alır (bu hediye genelde şalvarlık elbiselik veya bir havlu olurdu) kız evine giderler. Kahveler içildikten sonra yine aynı ağızla söz açılır ve kız tarafının kabul etmesi sağlanırdı.

Her iki tarafta işe razı olduğu için gelin adayı gelir misafirlerin elini öper, erkek tarafı hediyeyi verir çevreyi alır. Buna söz kesme veya küçük nişan denir. Artık söz kesilmiş kız verilmiştir.

Aradan birkaç aylık bir zaman geçtikten sonra erkek tarafı tekrar bir akşam kız evine giderek kız tarafının şartlarını (bu şartlar genelde alınacak ziynet eşyaları ve çeyizlerdir) konuşurlar, nişan değişimi denilen akşamı tespit ederler. Nişanlanma şimdiki gibi kalabalık ve eğlenceli olmazdı. Erkek tarafı birinci derece yakınlarını alıp belirlenen akşamda kız tarafına gider. Giderken kız tarafına vereceği nişanlık hediyeleri ve kıza takılacak yüzük ve küpeleri götürürlerdi. 

Kız tarafı da birinci derece yakınlarını toplar kız evinde her iki taraf buluşur. Kız tarafı da hazırladığı nişanlıkları bohçalar, bunlar genelde kızın kendi evinde yaptığı işlemelerdir. Kız tarafı ile erkek tarafı bohçaladıkları eşyaları değişirler. Buna da nişan değişimi veya büyük nişan denilirdi.

Düğün Söyleşme ve Davet İşleri

Nişan olayından belli bir süre sonra düğünün tespit zamanı için bir akşam belirlerler. Erkek tarafı belirlenen akşamda kız evine gider sonra nikah pazarlıklarına geçilir. Resmi nikah düğünden en az on beş gün önce yapılırdı.

Damat ve gelin ilk defa burada yakından birbirlerini görme fırsatı bulurlar. Nikah için resim çektirirler, düğün söyleşme akşamı tespit edilen dürülerin hepsi alınır. Yine aynı gün geline alınacak olan altınların tamamı alınır. Aynı gün nüfusta veya muhtara resmi nikah, yöresel deyimle mamele yaptırılır. Artık iki aile arasında hısımlık ve akrabalık resmen de başlamıştır. Bunu her iki tarafın katılımı ile birlikte bir yemek yenilerek görülmeye başlarlardı.

Düğün Hazırlıkları ve Davetler

Kız tarafı davet için kına ekmeği denilen küçük köy ekmekleri yapar. Bunlarla dost ve akrabalarını kınaya davet eder. Ayrıca yakın mahallelere el ilanı göndererek erkekleri kız evli gitmeye davet eder. Erkek tarafında ise düğün hazırlıkları daha yoğun ve hareketli olur. Düğüne bir hafta kala bütün komşular bir akşam düğün evinde toplanırlar. (damadın evine artık düğün evi denir) Her birine çeşitli köy ve mahalleler davet dağıtmak için taksim edilir. Yani iş bölümü yapılır. Düğüne davet genelde mumlarla bazen de kibritle yapılır. Davet edilen ailelere birer tane mum veya kibrit verilir.

Kına Gecesi

Gelinin saçları tellerle süslendikten sonra kafasına da bürgü denilen süslü ve ince kare şeklinde al bir duvak örtülür. Gelinin şalvarı da ışıldaklı ve parlak olur. Bu şekilde giydirilmiş olan gelin kına yerine getirilir, yerine oturtulur. Tef çalıp şarkı türkü söyleyecek olan kadınlar gelinin yanında yerlerini alır ve kına eğlencesi başlardı.

Düğün akşamı kız evinde de mahalle ve köy kadınları toplanarak tef çalıp türkü söyleyip mahalli oyunlar oynarlar, sonra gelinin el ve ayaklarına kına yakarlar, kına yaktıktan sonra bir kadın tarafından gelinin önünde bir baltayla odun kesilir, odunu keserken “görümce karışmasın elti karışmasın” gibi dileklerde bulunur. Buna kaynanadilini kesme denilirdi.

Şayet kız evi ile damat evinin olduğu köyler yakınsa, bu sefer damat tarafının kadınları kız tarafına kına eğlencesine giderler ki bunlara da oğlanevli denilirdi.

Erkek Evinde Küçük Düğün Yapılması

Düğünden bir gün öncesi kadınlar gelecek davetlilere yemekle birlikte ikram edilecek olan gözleme ve börekleri toplu halde yapıp fırınlarda pişirirler, bunların da başlıca çeşitleri kolböreği, burma börek, gözleme ve kara börektir. Bunlardan keşkek, üre, dolma yöresel yemeklerdir. Köyün gençleri de düğüne gelecek misafirlerin oturmaları için piyaka denilen oturakları hazırlarlar etrafı temizlerlerdi.Kız tarafından gelen erkekler de aynı saatlerde kızevli olarak damat tarafında düğünde eğlenmektedirler.

Gelin Alması - Gelin Alma Töreni

Hazırlıklar bittikten sonra gelini almak için yola çıkılır; üzerleri renkli kilimlerle örtülü arabaya (Keşkek arabası) çocuklar ve kadınlar binerdi. Erkeklerin yürüyerek gitmesi ise adettendir.

Genç kızlar geline ait eşyaların bulunduğu sandıkların üstüne oturarak sandık parası diye bir bahşiş almadan sandıkları vermezler. Bahşişler alınır sandıklar keşkek arabasına yüklenir. Bundan sonra gelinin bulunduğu odayı açmak için bahşiş alınır. Buna da kapı parası denirdi.

Bu işler bittikten sonra gelinin kardeşleri veya birinci dereceden yakınlarından birkaç erkek, gelini ağlayarak sarılan kadınların elinden alarak kapıya gelen gelin arabasına bindirirler. Tam bu sırada gelin arabasının üzerine beyaz şekerli leblebi atılır. Daha önceleri ise buğday atıldığı söylenirdi. Atılan bu yiyecekler bol bol atılır, çünkü “bolluk getirsin” derlerdi. Burada bütün çalgılar coşkulu çalarlar. Çocuklar yolbağı yapar onlara da sembolik bir bahşiş verilerdi.

Düğün Günü

Düğün günü öğlenden sonra en az üç ve daha fazla olmak üzere çalgılar köyün girişinden itibaren çala çala köye girer ve düğün evinin yanına gelirler. Düğün sahibi kendilerini karşılayarak “hoş geldiniz” der ve hemen orada bir fasıl yapılırdı.

Misafirlere yemek vermek için tabak, tencere, tepsi, sahan toplama işine gelmiştir. ekip bir takım çalgı iki kişinin ellerinde birer panavır çuvalı ile birlikte mahalleyi gezmeye başlar, her evin önünde durulur çalgı çalınır evin kadını vereceği tabak, tencere, tepsiyi verir ve çuvallara konur. Toplananlar düğün evine teslim edilirdi.

Akşam yemek vakti geldiğinde yemekler yenir. Erkekler genel de üç yerde toplanır: Birinci grup köyün gençleri; bunlar ertesi günü düğünde hizmet edecek olanlardır. İkinci grup köyün orta yaşlıları, üçüncü grupta dışardan gelen düğün sahibinin birinci ve ikinci dereceden yakınlarıdır.

Sinsana: Kuzu yada Koç Parası

İkinci günün önemli olaylarından biride sinsana gitmek diğer bir adıyla yavuklu gitmektir. Bu iş atlarla olup koşu niteliğindeydi. Düğün tarafından bir grup atlarla kız evine gider; bu gitmenin amacı kız tarafına kuzu parası vermektir. Kuzu parası kız tarafının gençlerine eğlence amacıyla verilen paradır. Böylece kız tarafının erkeklerini akşama düğüne davet etmiş olurlar. Kız evinden düğüne gelen erkeklere de kızevli denirdi.

Delikanlıbaşı

Düğün tarafından atlarla gelenler sedirde otururlar, köy gençlerinden delikanlıbaşı denilen lider durumunda bir genç misafirlerin önüne diz çökerek oturur. Ortada oturan genç önündeki paraları toplar “sağolun” diyerek kalkar, bu iş bitmiştir, her kesin neşesi yerine gelmiştir.

Türk Düğünlerinde "Çeki Çekme Adeti"

Biraz tef çalınıp oyun oynandıktan sonra çeki çekilir. Çeki çekme geline verilen hediyelerin kimler tarafından verildiğini yüksek sesle ilan edilmesidir. Bunun için oyun işine bir müddet ara verilip gelinin önüne hediyeleri koymak için bir bohça serilir. Bu işi iyi yapan cazgır nitelikli bir kadın çağırılır. Bu kadın hediyeleri eliyle kaldırıp halka gösterir, kim tarafından verildiğini bağırarak ilan eder ve bohçaya atar. Buna da birkaç örnek verelim. Babasından işe başlanır ve şöyle bağırılır:

– Bubasından bi altın , Anasından bi yorgan, Yingesinden bi çarşaf, Agasından bi bilezik, Amcasından bi şalvallık, Halasından bi yastık örtüsü, vs… gibi hediye verenlerin hepsi ilan edilir. Çeki çekimi tamamlandıktan sonra hediyelerin bulunduğu bohça toplanıp kaldırılır.

Türklerde "Sadıçlık" Geleneği

Gelin alma olayında birde sadıçlık geleneği vardır. Damadın varsa küçük kardeşlerinden birisi, kardeşi yoksa yakınlarından 15-16 yaşlarında bir delikanlı sadıç olarak seçiler. Sadıç, gelin arabasının önünde uzunca bir sopaya takılı bir bayrağı taşır. Gelin evinden gelini çıkarırken bayrağı gelinin olduğu odanın camına uzatır, bayrak sopasının ucuna sadıça hediye olarak bir mendil bağlarlar. Sadıç dönüşte de gelin eve indirilinceye kadar bayrağı taşır. Gelin eve indirilince bayrağı düğün sahibine teslim eder. Böylece sadıçın işi biter, örf ve adetlere göre sadıç artık gelinin kardeşi sayılmaktadır.

Türk Düğünlerinde "Yumurta Yeme - Kaldır Başım " Adetleri

Düğünden birkaç gün sonra kızın kardeşi bir akşam damadın evine misafirliği gelir, buna yumurta yeme denir. Bundan birkaç gün sonra damatla gelin kız evine misafirliğe gider, buna da kaldır başım denir.

Aradan bir hafta on gün geçtikten sonra damat tarafı gelinle birlikte komşularından bazılarını da alarak gelinin evine misafirliğe giderler, bu gitme işine de evillik denir.

Yemekler

Gözleme ; Türklerde çok eski ve yaygın bir çeşit olan gözleme vazgeçilmezdir. Yine bu çeşide yakın bazlama ve cizlemeyi sayabiliriz.

Çorbalar ; Kesme çorbası ,Dımbıl çorbası,Umaç Çorbası,Erişte Çorbası,Tarhana Çorbası,Mancar Çorba ve yemekleri

Malay ; (mısır ve buğday unundandır, dartılı veya pekmezli yenir)

Mancarlı pide; (bu genel bir başlıkla söylenirse ıspanaklı pidedir. Ispanakla sınırlanmaz. Pidenin içi gezicek otu, efelik, kaldirik otu, gışırık otu olur ama başlık aynıdır; mancarlı pide)

Dartı : Bekletilen sütün üstündeki kaymak, yoğurdun kaymağı toplanarak kaynatılır.

Keşkek ; Çok eski bir yemektir. Keşkek aslında düğün ve bayram yemeğidir.  Oğuz Türkmen boylarının vazgeçilmez yemeğidir. Buğdayın dövülmüşü kaynatılır içine et katılır. Üzerine mutlaka dartı koyulur.

Keş ; Eski bir ağartıdır süt ürünüdür. Kesilmiş sütten yapılır. Kendi kendine toplanan süt bir tülbentle süzülür ve kurutulur. Kahvaltılık veya hamur işlerinde iç malzemesi olur.

İçecek olarak komposto ( hoşaf ) ve ayran sayabiliriz; Komposto için tercih edilen kurutulmuş meyveler elma, armut, ayva, eriktir.

Kışlık hazırlıklarda ise;

-Tarhana, salçalar, meyve kuruları ve kendi tuzlu suyunda uzun süre bekletilmiş sert peynirler yapılırdı. Bu kıvamdaki peynirler közde veya tavada kızartılıp tüketilir.

-Pekmez; (pancar, şekerkamışı, elma, armut vb. meyvelerden elde edilen tatlı) hemen hemen her evde bulunur.

-Her evde kışlık tarhana, kuskus, buruç (elma, eriki armut vs.) vardır. Yazdan yapılmış peynirleri vardır. Kavurmalar pek çok aile tarafından toprak küplere yazdan basılır.

 

Şeyhler Mahllemizde yaptığımız Türk Kültürü ve Yemekleri Programımızı , 07 Kasım 2021 tarihli Facebook Hendek Vizyon Tv'de Kayhan Şafak ile Şehir Vizyonları programımda izleyebilirsiniz. Bu vesile ile başta bizleri davet eden Şeyhler Mahalle Muhtarı Hakkı Çalık , Ziraat Odası Başkanı Hayri Duran , Ortaköy Mahalle Muhtarı Orhan Çalıcı , Hallaçköy Muhtarı Hayrettin Duran ve diğer tüm Şayhler mahallesi değerli şahsiyetlerimize Hendek Vizyon Tv olarak teşekkürlerimizi sunuyoruz. Ayrıca bütün gün bizlere zaman ayıran Yönetmenimiz Sinan Kuşa'da teşekkür ediyoruz.

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: Türk, Kültürü, ve, Türk, Yemekleri,
Haber Videosu
Yorumlar
Arşiv
Haber Yazılımı